İlkokul Seviyesindeki Mekteplere Ne Denir?
Bir Kayseri Çocuğunun Gözünden
Bir Sabah, Bir Sınıf, Bir Rüya
İlkokul yıllarım, Kayseri’nin küçük bir köyünde, büyük umutlarla geçen, kocaman bir hayal dünyasının içinde savrulurken geçen zamanlardı. O yıllarda her şey bembeyazdı, tıpkı okulun bahçesinde koşturduğumuz o ilk kış gününde olduğu gibi. O zamanlar hiç sormazdım, “İlkokul seviyesindeki okullara ne denir?” diye. Çünkü ben, sadece bir şey biliyordum: Okul, hayatta en değerli, en kutlu yerdi. Çocuk aklım, okulun adını çoktan bulmuştu; o, mekteptı.
Kayseri’nin eski mahallelerinden birinde, binalar henüz çok kalabalıklaşmamışken, okulumuz bir sokak köşesinde, oldukça sıradan, ama bir o kadar da gizemli bir yapıyı andırıyordu. O zamanlar benden önce oraya giden insanlar, okulu “mektep” diye tanımlarlardı. Her birimiz, akşamdan sabaha kadar, sadece sınavlardan, öğretmenlerden, arkadaşlardan bahsederdik. Ama o zamanlar, o mektep bizim için birer sırrı saklayan bir kale gibiydi.
Ve işte, bir sabah, o mektebe adımımı atarken içimde bir his vardı. O kadar güçlüydü ki, o anın önemi tüm diğer düşünceleri bastırıyordu. Yağmur yağıyordu; Kayseri’nin soğuk havası büsbütün vücuduma işliyordu ama ben sadece okuluma ulaşmanın heyecanı içindeydim. Daha o yaşlarda, sadece “mektep” diye hitap ediyorduk o okulumuza. “Okul” kelimesi sanki bir yabancıydı, uzak, soğuk, anlamı çok derin olan bir şey gibi geliyordu. Ama mektep, içinde sadece biz, bizim dünya görüşümüz, çocuk bakışlarımız vardı.
Mektebin Derinliklerine Yolculuk
İlkokul yıllarımda, kaybolduğum tek yer mektepti. O kadar küçüktüm ki, tüm sınıfın içinde kayboluyordum. Derse girmeden önce çantamı sırtıma asarken, içimden sürekli o mektebin her bir köşesinde yeni bir hikaye yazılıyor gibiydi. Her an her şeyin değişebileceği bir yerdi burası. Öğretmenimin konuşmalarını dinlerken, her cümlede hayatımı şekillendirecek yeni bir kapı aralıyordu. Ama bazen, o aralanan kapılar karanlık olurdu; içimdeki çocuğun endişeleriyle büyürdüm.
İlk günlerden biri aklıma gelir, hala gözümün önünden gitmez. O zamanlar öyle heyecanlıydım ki, sınıfımızın kapısından girerken bir an duraksadım. O gün, derslerimin ilk başlaması, okula olan sevdamın ne kadar büyüdüğünü bana göstermişti. Ama o zamanlar “mektep” dediğimiz yerin anlamı, bir öğretmenden diğerine, bir sınavdan diğerine kayarken şekil değiştirmişti. Mektep, bazen neşeli, bazen de yıpratıcıydı.
Bir yandan da “mektep” kelimesi bana biraz eski geliyordu. İnsanlar artık okula “okul” diyordu, fakat benim için “mektep” kelimesi bir anlam taşırdı. Burası, bir okuldan daha fazlasıydı. Burası benim dünyamı şekillendiren, hayal gücümü özgür bırakmamı sağlayan o saklı bahçeydi. Mektep, sadece bir kelime değildi. O kadar iç içe geçmişti ki hayatımla, hislerimle… Ama ne yazık ki bir gün geldi ve her şey değişti.
O Gün…
O gün, hayatımda belki de ilk kez mektep kelimesinin bir anlam kaybına uğradığı gündü. Bir sabah, okulun bahçesinde öğretmenler ve öğrenciler arasında bir sessizlik vardı. Daha önce hiç hissetmediğim bir boşluk, bir eksiklik hissettim. “Mektep”, o gün ilk kez bana yalnızca bir kelime gibi geldi. Öğretmenimiz, bir şeyler söyledi, ama sözleri kulaklarımda yankı yaparken anlamını kavrayamadım. Sanki yıllardır sahip olduğum bir şeye son bir veda ediyordum. O an, “mektep” kelimesinin anlamı sadece bir zamanın, bir yerin değil, bir hayatın sona erdiği bir nokta olmuştu.
O gün okulun son dersine girdiğimizde, artık sadece bir okula geliyorduk. Tüm o hayal kırıklıkları, boşluklar ve bilinçaltımda gezinen düşünceler arasında kaybolarak, o kelimenin artık bana yabancı gelmeye başladığını fark ettim. Mektep, eski ve her şeyin bir parçası olmaktan çıkmıştı. Okul, belki de büyümek demekti. Bazen büyüdükçe kayboluyorsunuz, tıpkı o kaybolan kelimenin ardından bir anlık iz bırakırken.
Mektep Ne Olur?
İlkokul seviyesindeki mekteplere ne denir? Artık bir kelime olmanın ötesinde, kişisel bir dönüm noktasıydı. Mektep, ilk defa gerçek bir anlam kazandı. Her zaman okulla, derslerle, sınavlarla iç içe bir yaşantımız oldu ama artık “mektep” kelimesi bende bir eksiklik hissettirdi. O eski Kayseri sokaklarındaki o daracık mahalledeki “mektep” artık bir hayal gibi gözümde şekilleniyordu.
O eski zamanlar geride kalıp yerini yenisine bıraktı. Ama ben her zaman o eski mektebi hatırlayacağım, çünkü orada olmak bana hayatta en değerli hisleri, insan ilişkilerini ve büyümenin karmaşasını öğretti. O günlerden sonra, zaman zaman içimden “Mektep ne olur?” diye sormadan edemiyorum. Bunu bir kelime olarak değil, bir anı olarak soruyorum.
Bir Soru ve Cevap
İlkokul seviyesindeki mekteplere ne denir? Bu soru aslında sadece bir kelimenin ötesine geçiyor. Bu bir anlam arayışı, büyümenin, kaybolmanın ve aynı zamanda hatırlamanın peşinden sürükleyen bir sorudur. “Mektep”, eski zamanların gizemli kelimesi, yavaşça kaybolsa da, hep bir yerde – içimde – bir hatıra olarak kalacak. O ilk okul yıllarını hatırlarken, “mektep” kelimesi hep yaşatılacak, ne kadar büyürsem büyüyecek olsam da. Çünkü bu sadece bir okul değil, bir zamanın, bir neslin tanıklığıydı. Ve belki de “mektep” aslında hepimizde birer yansıma, birer yürek sesi…