Akvaryumda Kaç Tane Vatoz Olmalı?
Akvaryumun içindeki suyun sesi, hafifçe tıslayan baloncukların arasından duyuluyordu. Sanki dünya dışarıda hızla dönerken, ben burada, akvaryumun karşısında, sakin ve kaygısız bir şekilde duruyordum. Ama o gün, her şey biraz farklıydı. Akvaryumun içinde vatozlar vardı. Daha doğrusu, bir tane vardı. Aslında o bir vatoz, beklediğimin aksine, bana çok şey anlatıyordu. Ve ben bir şeyler eksik olduğunu hissediyordum, ama ne?
Vatozun Hikayesi
İlk başta, o tek vatozun varlığı bana huzur vermişti. Her gün, her sabah uyanıp akvaryumun karşısına geçip bu tatlı balığa bakarak başlamaya alışmıştım. Vatoz, o küçük akvaryumun dibini temizliyor, hiç durmadan kayalar arasında kayıp ilerliyordu. İlk başta tek başına, kendi küçük dünyasında, bir şekilde mutlu olduğunu düşündüm. Ama sonra bir şey değişmeye başladı. Belli bir süre sonra, o yalnızlık bana bir yük gibi hissettirmeye başladı. Tek bir vatoz, yalnız kalınca sanki akvaryumun büyüklüğüne sığmıyormuş gibi geliyordu.
Bir akşam, akvaryumun karşısında otururken, “Peki ya başka bir vatoz olsaydı?” diye düşündüm. Yalnızca bir tane vatoz, her gün yalnızca dibini temizleyip yüzüyordu. Gerçekten başka bir vatoz olmalı mıydı? Akvaryumda kaç tane vatoz olmalıydı?
Bir Karar Vermek
O gün sabah, kararımı vermiştim. Akvaryumun içine yeni bir vatoz alacaktım. İki vatoz, belki birbiriyle oynar, kayaların arasında dolaşır ve birbirlerini takip ederdi. Birinin yalnız olması, her zaman eksikmiş gibi hissediyordum. Hadi gel, dedim, yeni bir tane alalım. Belki de bu iki vatoz birbirine arkadaş olur, kim bilir?
Bir hafta sonra, o kararımı hayata geçirmek için balıkçı dükkanına gittim. Yavaşça vitrinlere bakarak, vatozların olduğu bölüme doğru yürüdüm. İçimde bir heyecan vardı, ama bir o kadar da kaygılıydım. Bir tane vatoz almak kolaydı. Ama ya ikinci vatoz, beklediğimi bulmazsa? Ya uyumsuz olursa? Gerçekten iki vatoz bir arada mutlu olabilir miydi?
Sonunda, bir tane vatoz seçtim. Küçücük, çok tatlı bir şeydi. O kadar şeffaf ve kırılgandı ki. Onu evime getirdiğimde, eski vatozun hemen yanına koydum. Aralarındaki mesafe o kadar barizdi ki, bir an içim burkuldu. Beklediğim gibi olmadı. Yeni vatoz hemen bir köşeye çekildi, eski vatoz ise orada yalnız başına, kayaların arasına girmeye çalışıyordu.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Bir kaç gün sonra, beklediğim mutluluğu görmedim. İki vatoz, birbirlerine yakınlaşmıyordu. Eski vatoz hâlâ yalnız başına, dibini temizliyor ve zaman zaman kayaların arasına gizleniyordu. Yeni vatoz ise ilk başlarda kaybolmuş gibiydi. İkisinin arasında ne bir iletişim, ne de bir yakınlık vardı.
İçimden bir ses, “Belki de yalnız kalması gerekiyordur. Belki de yalnız olmak, ona yetiyordur,” diyordu. Ama başka bir ses de, “Hayır, belki de bu vatozun daha fazla arkadaşının olması gerekirdi,” diyordu. Kendimi daha fazla sorgulamaya başladım. Bu kadar basit bir şey, neden bu kadar karmaşık hale gelmişti? Akvaryumda kaç tane vatoz olmalıydı?
O an fark ettim ki, belki de aslında sadece “bir tane vatoz” olmalıydı. Belki de bazen hayat, tek başına, başka kimseye ihtiyaç duymadan daha güzel ve anlamlıdır. O vatozun kendi dünyasında mutlu olabilmesi, belki de dışarıdan bir müdahaleye gerek yoktu.
Sonuç: Kaç Tane Vatoz?
Akvaryumda kaç tane vatoz olmalı? Bu soruyu sormak belki de yanlış bir soru oldu. Çünkü bazen hayat, aslında neyi eksik hissettiğimizle ilgilidir. Vatozlar, başka bir dünyada var olduklarını hissettiriyorlar. Onlar, bazen bir başlarına, bazen de beraber, her durumda kendi yolculuklarını yapıyorlar.
Şimdi, akvaryumun karşısına geçip izlerken, sadece bir tane vatoz var. Ama bu, bana eksiklik değil, huzur veriyor. Bir vatozun yalnızlığı, bazen en doğru yol olabilir. Akvaryumda kaç tane vatoz olması gerektiğini öğrenmek, belki de kendimizle olan yolculuğumuzun sorusudur.
Kendi hayatımızda, belki de aynı soruyu soruyoruz: Kaç tane vatoz olmalı?